A+ R A-

CANLI TV İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN!


YGS, LYS, AÇIKÖĞRETİM, KPSS VİDEOLU MATEMATİK DERSLERİ. Tıklayın!


Allah’ın Varlığının ve Birliğinin Delilleri

E-posta Yazdır PDF

Allah

Allah’ın varlığını nasıl anlayabiliriz?

İnsanın Allah’ın varlığını anlaması için kendisine, yeryüzüne ve gökyüzüne bakması yeterlidir. Çünkü hiçbir şey tesadüfen, kendiliğinden meydana gelemez. En büyük delil evren, kâinattır.
Çünkü insan aklı, hiçbir şeyin kendiliğinden meydana gelmeyeceğini, her şeyin bir yapıcısının var olduğunu kabul etmektedir Her şeyin bir yapıcısı, bir ustası olduğuna göre, evrenin de bir yapıcısı ve yaratıcısı bulunmaktadır. O da Allah’tır.
Bizi Allah’ın varlığına götüren aklımız onun birliğine de götürür. Evrendeki düzen, ahenk, denge, değişme ve gelişim Allah’ın birliğinin en büyük delilidir Evrene bu düzen ve gayeyi veren ilim, kudret, irade sahibi bir varlığın bulunması gerekmektedir. O varlık da Yüce Allah’tır. Yüce Allah bir ayette Allah’tan başka tanrılar olsaydı, yer ve göğün düzeninin bozulup dağılacağını belirtmiştir.(Enbiya suresi, 22)
Peygamberimiz de Allah’ın varlığını anlamamız için, onun yarattıkları hakkında düşünmemizi, öğütlemiştir. “Allah’ın varlığını ve birliğini bulmak için göklere bakın, yeryüzüne bakın, kendinize bakın. Bunların kendiliğinden olup olmadığına bakın. Bütün bunların yaratılışındaki incelikleri düşünün. Çünkü bunlar Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren delillerdir.” ( Hadis)
Duyu organları, Allah'ı tanıyacak olan akla, gönle ve kalbe malzeme sağlarlar. Bu malzeme de yaratılmış olan her şeydir, evrenin ahenk ve düzenidir. Bunlar Allah'ın varlığını gösteren belirtiler, izler ve delillerdir. İnsan, aklı ile bu belirti, iz ve delillerden hareketle yaratıcıyı bulmaya çalışır. Bu bir ayette şöyle dile getirilir: "İnsanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde ayetlerimizi göstereceğiz ki, onun gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun..." (Fussilet 53)
1- Kanıt ilkesi bilindiği üzere hukukun da temelini oluşturmaktadır. Davalar kanıtla, kanıtlarla kazanılmaktadır. Öyle ise bir kanıt bile Allah’ın (c.c.) varlığı için yeterlidir. Bize Her şey Onu, Allah’ı hatırlatıyor.
2- Tanık İlkesi Delili :
Bediüzzaman Said Nursi’ye (rah.a.) göre iki kişi aynı doğruda birleşmişse, binlerce insanın kendi dar pencerelerinden, kişisel kanılarıyla onu inkar etmeleri hiçbir değer ifade etmez. Bir sarayın kapılarından onlarcası açık, birisi kapalı olsa, kimse o saraya girilemeyeceğini iddia edemez. İşte Allah’ı (c.c.) inkar eden kimse devamlı surette kapalı olan o bir tek kapıya yönelerek oradan saraya girmek ister. Aslında o kapı, onun ve onun gibi olanların gözlerine çekilmiş bir perdedir; onların ruh dünyalarına kapalıdır. İnançlı insan için kapalı bir kapı yoktur.
3- İmkan (Olasılık) Delili:
Evrenin var olma ile yok olma olasılığı birbirine eşittir.. Evrenin ve içerisindekilerin var olduğunu kimse inkâr edemez. Var olan bir şeyin de kendi varlığı dışında bir yaratıcı olması gerekir.. Yani evren ve içerisindeki her şeyi yokluktan varlığa çıkaran bir neden bulunmaktadır. Bu neden de ancak evreni ve içerisindeki her şeyi yoktan varlık sahnesine çıkaran eşsiz bir güç ve kudret sahibi olan Allah’tır. Allah (c.c.) evren ve içerisindeki her şey yok iken bunları yaratma olasılığını seçmiştir.
4- Hudûs (Sonradan Yaratılmış Olma) Delili:
Evren ve içerisindeki her şey değişkendir. Durmadan bir halden diğer bir hale geçer. Kayalar çeşitli nedenlerle parçalanır, farklı toprak oluşumlarına neden olur. İçerisindeki enerjinin sürekli bir biçimde uzaya akması ile maddenin erimesi, güneşin süratle sönmeye doğru yüz tutması, evrenin sürekli bir biçimde genişlemesi maddenin sonradan yaratılmış olduğunu göstermektedir. Evren ve içerisindeki her şey, ezeli ve ebedi olan Allah’ın (c.c.) bunları zamanla birlikte yoktan var ettiğini kanıtlamaktadır.Sonradan yaratılanın bir yaratıcısı olması gerek. O da Allahtır.
5- Sanat Delili:
Evren ve içerisindeki canlı ve cansız varlıklar, çok ince bir düzen temeli üzerine kurulmanın yanında tıpkı bir sanat eseri gibi de estetik (sanatsal güzellik) bir özellik arz etmektedir. İnsanın güzellik duygusuna seslenmektedir. Elimize bir gülü alıp onun biçimi, rengi, kokusu üzerinde biraz düşündüğümüzde bunu yaratanın büyük bir sanatçı olduğu gerçeğine ulaşırız.. Bir deniz, dağ ve doğa manzarası da yüce yaratıcının sanat kudretini estetik bir zevkle bizlere sunmaktadır. Kısacası evrendeki tüm canlı ve cansız varlıklarda yüce yaratıcının ince sanatkârlığı tüm insanları O’nun varlığı ve birliği konusunda hayran bırakacak orandadır.
6- Şefkat, Merhamet ve Rızık Delili:
Doğadaki canlıları ibret gözüyle incelediğimizde bir annenin yavrularına olan şefkat ve merhamet duygusu dikkatimizi çeker. Tavuk yavrularını savunmak için gerektiğinde kendisinden kat kat güçlü, anne olmadığı dönemde sakındığı ve korktuğu bir köpekle büyük bir cesaretle mücadeleye girer. Başka hayvanlarda da yavrularına karşı aynı himaye edici tutum gözlenebilir. Yüce yaratıcı benzer şefkat ve merhamet duygusunu biz insanlara da vermiştir. Bir kadın ne kadar kötü kalpli olsa da bir anne olarak yavrusu için her türlü fedakârlığı yapabilir. Yüce yaratıcı anne olacak canlılarda merhamet ve şefkat duygusunu onların içgüdüsel yapılarına yerleştirerek kendisini savunmaktan mahrum yavrunun can güvenliğini adeta sigortalamıştır. Bu durum da sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan Allah’ın (c.c.) varlığı ve birliğine bir delil oluşturmaktadır.
7- Fıtrat (Yaratılış, İnsan Doğası) Delili:
İnsanda iyiye, güzele, doğruya karşı bir yaklaşma; kötü, çirkin, yanlış şeylerden bir uzaklaşma eğilimi doğuştan bulunmaktadır. Bütün iyiliklerin, güzelliklerin ve doğru olan şeylerin kaynağı yüce Allah’tır.
İnsan dünyaya doğuştan temiz bir fıtratla gelir. Eğer bu fıtratı yaptığı günahlarla bozulmasaydı hiçbir insan Allah’ın (c.c.) varlığını ve birliğini kabul etmede bir sıkıntı yaşamayacaktı.Yani tabiri caiz ise fabrika ayarları ile oynanmasaydı insan Yaratıcısın daha rahat bulacaktı.
8- Tarih Delili:
ilk insanı yaratan bir yaratıcının varlığı söz konusu olmadan insanoğlunun dünya üzerindeki varlığı da öylece mümkün görünmemektedir. insanlık hiçbir devrini dinsiz geçirmemiştir. Batıl, hatta gülünç dahi olsa hemen her devirde bir dine inanmış ve bir manevi sistemi takip etmiştir. Ateizm on sekizinci yüzyıldan itibaren felsefede kendisini göstermiştir. Peygamberler Allah’ın (c.c.) varlığını kabul etmeyen toplumlara değil, Allah’a (c.c.) şirk (ortak) koşan kavimlere gönderilmiştir.Bu olgu da Allahın varlığına delildir..
Yüce Allah varlığını imzasını bütün eserlerine atmıştır. Yüce Mevla görenlerden ve gereğince davrananlardan ebediyen razı olsun. Bizleri de o bahtiyar kulları arasına katsın inşallah.




Konuyu Paylaş :

Yazarın Diğer Yazıları:

Yorum ekle

Uygunsuz, yasalara ve ahlaka aykırı yorumda bulunmayacağımı, aksi takdirde bilgilerimin ilgili merkezlere verileceğini taahhüt ederim.


Güvenlik kodu Yenile

Kayıt

*
*
*
*
*

* Bu alan gerekli